Bugüne kadar benim aleyhimde bel altı çalışanlara hep bir tür acımayla baktım. Medya, kıskançlığın en yoğun yaşandığı sektörlerden biri ne de olsa. Atılan çamurlara bulaşıp da, onlarla vakit harcamaktansa işimi yaptım. Zaten bunlara hiç kimseye bağın, hiç kimseden beklentin, çıkarın, parasal ilişkin olmadan gazetecilik yapılabileceğini açıklayamazsın.
Onları iyi bilirim. Kendilerini sadece bugünkü konumlarıyla var edebildiklerini, bugün bir şekilde yaşadıkları hayatı sürdürmek için o koltuklara muhtaç olduklarını biliyorum. Tek dertleri sınıf atlamak. Bu uğurda da her şey mübah onlar için. İş takibi, tetikçilik, patron yalakalığı, çekememezlik...
E, az gelişmiş olduklarından kıskanacaklar da elbette. Ayrı dünyaların insanıyız, deyip geçtim.
Dikkatinizi çekerim, sadece mesleki olarak değil insani olarak da son derece aşağılık bir canlı türünden söz ediyorum. Bunlar yüz yüze geldiğinizde her türlü sırnaşıklığı sergiler, dost gibi davranır, yakınınızda yer alabilmek için takla atarlar.
Meğerse o küçük dakikalarda an’ı yaşamaktansa kıskançlık beslemeyi ve içlerini kinle doldurmayı tercih etmişler. Hakikaten de yabancısı olduğum bir dünyanın alışkanlıkları...
Bakıyorum şimdi benle ne hesapları, ne alıp veremedikleri varsa bunu bel altından bir savaşla sürdürmeye çalışıyorlar. Neler besledilerse içlerinde, ya da nerden talimat aldılarsa artık, toplu halde saldırıya geçtiler.
Belki de her fırsatta bana saldırmak, bir şekilde içlerinde besledikleri taşralılığın intikamını almak. Yazar olarak anılmayacak, rüşvet ve dolandırıcılıktan kovulmuş, itibarsızların reklamını bile yapabiliyorlar bu uğurda.
Zaten ne zamandır dikkat ediyorum, medyatava.com adlı bu bahsettiğim sitede genelde hep benim açtığım tartışmalara “Cevaplar” yer alıyor. Beni görmezden gelmek için müthiş caba harcayanlar, bana saldırı olunca ya da küfür edilince adımı kullanmaktan çekinmiyorlar.
Bu düşmanlığın türlü sebepleri var. İşin içinde kıskançlığın da payı büyük, ama son zamanlarda hormonsal bir çekememezliğin de ötesinde bir hesap dönüyor.
Talimat alıyorlar.
Mesela bu siteyi hazırlayanlardan biri hasbelkader NTV’de koltuk sahibi olmuş, orada koridor trafiğine ve lak lak saatlerine bakıyor. Belli ki amirleri tarafından kanalın başarısızlığını eleştiren yazıma yanıt vermesi için görevlendirilmiş...
NTV’nin başında yine hasbelkader bulunan, bu koltuğa ayak oyunları ve ihanetle gelen ‘Hiperaktif’ çocuklar; “Evet grubumuz korkuyor, TMSF bize bu kanalı 80 milyon dolara yeniden aldırdı, grubumuzun inşaat işleri, ihaleleri var, muhalefet yapamayız” diyemeyeceği için “Cevabı” ihale ediyor.
Koridordaki dedikodu amiri de el kaldırıyor, “Patronum, önünde eğileyim, ben gerekli operasyonu yaparım” diye tetikçiliğe soyunuyor. Karşılığında belki maaşı artar, uzun vadede, ‘Hiperaktif’ NTV yöneticileri kadrosuna dahil olur. Bu tetikçilik, işte bu düzenin sürmesini sağlar. Sadece patron tetikçiliği mi? İş bağlayıcılık da bu çetenin görev tanımları arasında. Amacı gazetecilerin çıkarlarını korumak için kurulan bu sitenin fonksiyonu giderek kurucularının sadece ceplerini doldurmaya dönüştü zaten. Çetenin Hürriyet ayağı Kelebek’i kullanarak türlü iş bağlantılarına sahip.
Hürriyet yönetimi, bir süre önce televizyon yazarlığı yapıp, kendi ticari ilişkisi olduğu televizyon kanallarını pohpohlayan bir çete mensubunun yazılarını denetleme kararı aldı. Şikayetler o kadar çoğalmıştı çünkü...
Kardeşinin üzerine kurduğu şirketten televizyon yapımcılığı yapan bu adam iş takibini medyatava.com’u alet ederek sürdürüyor hâlâ. Bu arada medyadaki yeni şekillenmelerle beraber düzene de uyum sağlanıyor.
Gelin bunların görevlerine bir de ideoloji tetikçiliğini yazalım.
Artık pozisyonları “Neo-Ergenekonculuk”. AKP muhaliflerine, yandaşı olmayan basın mensuplarına karşı site üzerinden taarruza geçiyorlar ve “Psikolojik savaşın” parçası oluyorlar. Yandaş basından Fehmi Koru gibiler her gün pohpohlanıyor, satırlarına özel önem veriliyor. Bu arada Fethullahçı sermayeden de reklam alıyorlar.
Zaten yandaş basınla iş ilişkileri de var. Mesela Kanal Türk ya da 24 gibi medyada hiçbir gücü, etkinliği olmayan yandaş basının kanallarındaki gelişmeler flaş olarak veriliyor, hiç kimsenin adını bilmediği insanların atamaları manşetten duyuruluyor. En son Fethullahçı medya patronunun annesinin dağıttığı altınları haber yaparak, yalakalığa ailevi bir boyut da kattılar. Tabii kardeş şirketi üzerinden Kanal Türk’e program yapmak da işin ticari kazancı.
Şimdi biliyorum, yine hakaretler birbiri ardına gelecek, bel altı çalışmaya, vurmaya ve kendi kafalarında her türlü komployu kurup uygulamaya devam edecekler. Varsın yapsınlar. İstedikleri küfürü edebilirler.
Benim onlar gibi verilmeyecek hiçbir hesabım yok. Ayrıca derim kalın.
Ancak bilmedikleri bir şey var. Ben onlardan farklı olarak sadece gazetecilik yapıyorum. Bunu da sürdürmeye niyetliyim. Dahası her pisliklerini yüzlerine vurmaya devam edeceğim.
Oray Eğin