Billur Kalkavan'a bir şey olsaydı...
Billur Kalkavan ölümün eşiğinden son anda katılmadığı bir toplantıda bulunmayarak döndü. Kemal Akın adlı bir adam Billur Kalkavan'ın da oturduğu yönetim toplantısını basarak 3 kişiyi öldürdü ve iki kişiyi yaraladı. Silahı tutukluk yapmasa bu katliamda ölen insan sayısı çok daha fazla olacaktı.
Billur Kalkavan'a bir şey olsaydı kendimi hayatımın sonuna kadar asla affetmezdim.
Çünkü; bundan 5 yıl önce o evi Billur'un kiralamasına ben vesile olmuştum. Billur Kalkavan'ın menajerlik işlerini şirketimiz Turuncu Medya'nın üstlendiği ilk günlerdi. Billur ile Turuncu Medya bir aile gibiydi. O günlerde Billur'un 16 yıllık kedisi Mümtaz ile 16 yıldır yaşadığı evde Mümtaz ölünce "Hemen o evden taşınıyorsun yeni bir başlangıç yapmalı" dedim.
Turuncu Medya'nın bütün elemanları Bağdat Caddesi sokaklarına döküldü ve onlarca ev bulduk. Billur hiç birini beğenmedi. Sonra bir arkadaşının gösterdiği şimdi oturduğu ve olayın yaşandığı evi bulduk, ev biraz problemliydi. Sahibi aynı apartmandaki 21 dairenin de sahibiydi. Kadın Akıl hastanesinde yattığı için bütün malvarlığına mahkeme bakıyordu. 21 daireden birinde ise Akıl Hastanesindeki kadının kızının kurtulmaya çalıştığı, boşadığı bu katliamları işleyen Kemal Akın oturuyordu.
Mahkeme evi kiraya vermek için şirket ve düzgün bir banka garantisi istiyordu. Billur, tutturdu ben bu evde oturmak istiyorum. Ne yapsam vazgeçiremeyince bankadan tüm garantileri çıkarttırıp Turuncu Medya'nın tüm evraklarını mahkemeye teslim edip onlarca kağıda imzayı atıp tuttuk evi Billur'a...
Evin tadilatını yaptırırken eve gittiğimde apartmandan beni ve Billur'u apartmanda her yakalayan Kemal Akın hakkında uyarıyordu. Adamdan sanki en kanlı terörist, en kanlı mafya babası gibi bahsediyordu herkes.
Ben adamın evini ziyaret edip Billur Kalkavan'a bulaşmaması için gerekli uyarılarda bulundum. O günden sonra da Billur ile bir tartışma da yaşmadı. Çünkü Billur öyle tartışma yapacak biri de değil. Bir kaç cümle ile dünyanın en cani adamını dahi sakinleştirebilecek türden bir insandır.
Aradan yıllar geçti. Geçen aydı. Kadıköy savcısı beni ve arkadaşım Hürriyet Turnalı'yı yayınladığımız bir haberden dolayı çağırdı. Sabahın köründe gidip mahkeme koridoruna oturduk... Yanımıza bir adam geldi. Hürriyet Turnalı'yı televizyon programından tanıdığını belirtti ve başladı derdini anlatmaya, apartman yöneticisinden şikayetçi... 1 saat boyunca apartman yöneticisi ile arasındaki yaklaşık 96 davadan bahsetti... Ara sıra eliyle az ilerde oturan apartman yöneticisini işaret ediyor... İşte bu adam diyor...
Apartman yöneticisi iyi giyimli, gözüm bir yerden ıssırıyor diyorum Hürriyet Turnalı'ya... Dertli adam yanımızdan ayrılıyor, anında yanımızda apartman yöneticisi beliriyor... Başlıyor bu sefer o anlatmaya... zannedersiniz ki kan davası... Ben "yahu emekli olmuşsunuz koskocaman adamlarsınız mahkemede harcayacağınız zamanı Büyükada’da piknik yaparak harcasanız, neyi paylaşamıyorsunuz" gibisinden yorumlar yaparak savuşturdum ama baktım durum ciddi.
Bir ara Hürriyet Turnalı'nın kulağına eğilip "Bunlar yakında birbirlerini öldürür" dedim.
Aradan bir ay geçti. Kadıköy'de apartman yönetim toplantısında katliam haberi ajanslar tarafından geçildiğinde, isimleri okuduğumda başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Hemen olay yerindeki gazeteci arkadaşlara ulaştım. "Billur Orada mıydı" diye sordum.
Allaha Şükürler olsun son anda toplantıya gitmekten vazgeçmişti.
Kemal Akın adlı bu cani hakkında 5 yıldır hemen hemen tüm apartman sakinleri savcılığa suç duyurusunda bulunmuş, hatta bu adam apartmanda yaşayanlardan birini araba ile çarparak öldürmeye çalışmış.. Ama kanunlar bu adamın oradaki yüzlerce insanla yaşmasına müsaade etmiş..
Vahşet geliyorum demiş, ama kanunlar bunu önlememiş..
Tunç Erden Yakar / Turuncutime.com
turuncutime@gmail.com