KİR’lenmek güzeldir, değil mi Pasha?
Bu günlerde gecem gündüzüm KİR’lenerek geçiyor. Kir’lenmeye itiraflarla başlıyor insan, canı yanıyor Kir’lendikçe, Canı ne kadar çok yanarsa, o kadar çok Kir’leniyor insan…
Kir’lenmek gerekiyor önce, temizlenmek için… Kir’lenmeye başlamak için 01:47 şiddetinde deprem gerekiyor. En azından benim Kir’lenmeye başlamamın şiddeti buydu.
Gece yarısını bir saat kırkyedi dakika geçiyordu. Sevgilim aradı. Saçmalıyordu, dilinden çıkan saçmalar yüreğime dağılıyor, parmak uçlarımdan acı sızıyordu. Bitmişti, bir başkası vardı söyleyemiyordu.
Yorulmuştu yaşadıklarımdan, gezmek, tozmak, eğlenmek istiyordu. O henüz çok ama çok gençti.
Bir süre bekledim, geçici bir şey, bunalmıştır, her şey kısa bir süre sonra düzelir dedim. Bütün Kir’leri halının altına süpürdüm. Halının altında görünmüyordu. Görünmedikçe de koymuyordu.
Bir süre bekledim geçmedi, gitmesi gerekiyordu. Altı koca hafta bekledim, Bir gece yarısını bir saat kırkyedi dakika geçiyordu, daha fazla kıvransın istemedim karşımda, aradım, altı haftadır beklediği özgürlüğünü verdim avuçlarına…
Nefesim kesilmişti, hiçbir garantisi yoktu aşkın, ya da hayata dair hiçbir şeyin, bir gün daha kalsa ne olurdu Kir’ler halının altında, kalmasa ne olur…
Halının altında kalmasın diye vazgeçmemiş miydim varım yoğumdan, Özgürlüğünü vermemiş miydim avuçlarına…
Şimdi kendi halımı kaldırmalıydım. Kendim Kir’lenmeliydim.
Çok düşündüm nereden başlamalı diye…
Sonra Pasha ile konuştuk, gel bildiğimiz bir kaç Kir’i ortaya dökelim dedik, oturduk üç gece sabahlara kadar.
Üç gece de yazdık bildiğimiz birkaç Kir’i…
Kir’lendikçe Kir’lendik, temiz kaldığını savunanlara inat Kir’lenmek güzeldir dedik…
Şimdi yeni bir yolun başlangıcında Kir’lenerek devam ediyorum yoluma.
Bir dönüm noktasından, noktayı virgüle çevirerek, kaldığımız yerden hayata devam ederek, hedef büyüterek Kir’leniyoruz işte.
Kir de bir hikaye var, Kir’ler silinerek temizlenmez, beze bulaşır, suya karışır, doğaya döner… Her Kir’lenen su damlası için bir özür borçluyuz gökyüzüne…
Özür dilemesini bilerek, ağlayarak… Ben kendi adıma Kir’lenirken, bildiğim dilde özür diledim.
Temizlenmek adına değil, affedilmek adına değil, Kir’lendiğimizi söylemek adına…
Biz şimdi Kir’leniyoruz… Hayat bizi İlk kez kirletmiyor Ay ışığında…
Ay ışığı sadece Kir’leri İlk kez gün ışığına taşıyor…
Kir’lenmek güzeldir, değil mi Pahsa?
Tunç Erden YAKAR
turuncutime@gmail.com