Lütfen Uzaylılara TaÅŸ Atmayın…
Ne zaman sırtım televizyona dönük olsam bu cümleyi duyuyorum. İlk duyduÄŸumda sevgilimle birlikte gülme krizine yakalandık.
Sevgilim sordu: “Sen benim uzaylım mısın?”
Son yıllarda duyduğum en iyi reklam sloganı bu.
Bir de, bize son zamanlarda uzaylı tanımı çok fazla uyuyor. Güzel Sanatlar Lisesi mezunu sevgilim Marmara Güzel Sanatlara girmek için neredeyse uyurken bile çizim yapıyor.
Ben çekeceÄŸim sinema filminin ön hazırlıklarını tamamlamak için nerdeyse hiç uyumuyorum. Çekim mekanlarını bulabilmek için o kadar çok yer geziyorum ki; İstanbul’daki evlerin yarısını gördüm sayılır. Oysa filmde kullanacağım sadece iki ev var.
Bir yandan da senaryoya son halini vermeye çalışıyorum. “Tamam bitti” derken, uykumdan fırlayıp bir yerleri daha deÄŸiÅŸtiriyorum diyaloglarda.
Biz, iki uzaylı durmadan çalışıyoruz. O bir yandan sınav için çizimler yaparken, diÄŸer yandan Kir’in story board’ını hazırlıyor.
Senaryoda yer alan benim oynayacağım iki seviÅŸme sahnesini henüz çizmedi, çizmeyi de düÅŸünmediÄŸini söylüyor.
Sanırım o sahnelerin çekimlerini de izlemeye gelmeyecek. Gelirse beni tekme tokat dövebileceÄŸini söylüyor.
Bu film bu ülke için biraz uzaylı kalacak, söylemek istediÄŸim biz kendi kendimize eÄŸleniyoruz.
Lütfen Uzaylılara TaÅŸ Atmayın!
Tunç Erden Yakar
turuncutime@gmail.com