MARKA DURUÅžU
Bir önceki yazımda BKM’nin mutfağı, Yılmaz ErdoÄŸan’ın alt kadrosuna, ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ ekibine kılçık atarak ‘iÅŸ yapamaz bunlar’ diye yazdıktan sonra,
ratinglerde ilk dörde girince birçok kiÅŸi ‘naber ÅŸiÅŸtin mi’ diye hesap sordu.
Bense yazımın arkasında olduÄŸumu ve yazımda da belirttiÄŸim gibi bu sıralamanın çarÅŸamba gecelerin ÅŸampiyonu olan Yaprak Dökümü dizisinin baÅŸarısının arkasına sığınmaca olduÄŸunu, BKM’cilerin baÅŸarısını sezon sonunda, dizi bitiminde, belli olabileceÄŸini söyledim.
Dizi bitti, görelim BKM mutfağın baÅŸarısını derken, bir hafta sonra da programı sonlandırdılar ne hikmetse!.. Ya kendilerine güvenemediler ya da ATV’de ki ‘yenge’ye kıyak geçtiler! Acaba hangisi?
Sizler bu sorulara takıla durun ben bir önceki yazımın açılımını yapayım..
Yıllar evvel, Levent İnanır ortaya atmıştı SavaÅŸ Ay’ın A Takımı’nda; ‘Sanatçı duruÅŸu’. Günlerce, hatta haftalarca tartışıldı bu ‘Sanatçı duruÅŸu’ mevzusu..
Bense ÅŸimdi yeni bir kavram ortaya atıyor ve örnekleriyle benzer bir tartışma baÅŸlatıyorum; ‘Marka duruÅŸu’
Yılmaz Erdoğan..
1990’ların başında Ankara’nın soÄŸuk kış gecelerinde cebinde biriktirdiÄŸi yazıları yayınlatma gayretindeyken, Ferhan Åžensoy’un ‘bundan bi bok olmaz yahu’ dediÄŸi günlerde Yılmaz ErdoÄŸan, bütün gayretkeÅŸliÄŸiyle çalışıyordu, çabalıyordu ve sadece yazıyordu.
Çok çalışıyordu, çok çabalıyordu ve çok yazıyordu (Abisi Mustafa ErdoÄŸan o zamanlarda Anadolu AteÅŸi Dans TopluluÄŸu’nu kurmamış, Gülben Ergenle evlenmemiÅŸ ve Atlas adında bir çocuÄŸu yok idi. Abi ErdoÄŸan o zamanlar, daha sonra zorunlu olarak kapatılacak olan bir gazetenin Ankara temsilcisi idi)
Gel zaman git zaman, Yılmaz ErdoÄŸan haklı bir baÅŸarıyı elde etti. Oyunlar yazdı, kitaplar çıkardı, Yasemin Yalçın’la tiyatro, TV programları yaptı. Hem yazdı hem oynadı. Bu baÅŸarı Necati Akpınar’ın dikkatini çekmiÅŸ ve birlikte BKM’yi (BeÅŸiktaÅŸ Kültür Merkezi) kurmalarına vesile olmuÅŸtur.
Yıllar geçiyor ve Yılmaz ErdoÄŸan oyuncu, senarist, yapımcı ile kalmıyor aynı zamanda yönetmenlik koltuÄŸuna da oturuyor. Birkaç film çekmenin ardından markalaÅŸma adına çok önemli adımlar atıyordu..
Åžimdi, Yılmaz ErdoÄŸan Markası’nın, yani; tüm bu iÅŸlerin arkasındaki; yazan, yöneten, oynayan.. Senarist, yönetmen, yapımcı…
Yani ‘tek kiÅŸilik dev kadro’ olan adamın…
Artık markalaÅŸmış, bilinen, baÅŸarılı bir adamın…
‘Bir Demet Tiyatro’ adlı, yıllarca ilgi gören ve izlenen bir dizinin arkasından BKM’nin mutfağını lanse edip izleyicilere ikinci sınıf bir komediyi yutturmasına gerek var mıydı?
Bitti mi yani ‘Yılmaz ErdoÄŸan performansı’? BKM’nin yaratıcılığı bu kadar sığ mı kaldı da, as kadrosu dururken mutfağı ön plana çıkarmak? Yoksa BKM’nin as kadrosunda bir sorun var da, geçici bir hatırlatma mı yapmak istedi ErdoÄŸan kendisiyle ilgili?
Birçok kiÅŸi ‘para’yı öne sürmüÅŸ…
Yılmaz ErdoÄŸan ve BKM para sıkıntısı çekecekler öyle mi? Bu olasılık ‘Amerika batacak’ gibi bir ÅŸey benim gözümde. Yani imkansız..
Peki, ne o zaman Yılmaz ErdoÄŸan’ı bu saçma projeye iten sebep?
Sebebini baÅŸka örneklerle açıklayayım…
1- TURKCELL: Turkcell, Türkiye’nin en büyük kurumsallaÅŸmış ÅŸirketlerindendir. Abone sayısı, yarattığı istihdam… Turkcell tüm bunlara raÄŸmen, son reklâm filminde Åžahan Gökbakar’ın uyduruk, pespaye Recep İvedik karakteri ile anlaÅŸmasıyla tarihinin en kötü PR’sini gerçekleÅŸtirmekte… Öyle ki köÅŸe yazarları dahi ‘aboneliÄŸimi iptal ettireceÄŸim’ diyebiliyorlar…
2- OKAN BAYÜLGEN: Kim ne söylerse söylesin Okan Bayülgen bu ülkenin tek gerçek showman’i. Yaptığı tüm show programlar, gecenin bir yarısından itibaren bile baÅŸlasa, ilgiyle izleniyor, seslendirdiÄŸi çizgi karakterleri dahi iÅŸ yapıyor ve baÅŸarısına baÅŸarı katıyor… Kendisi bu kadar baÅŸarılı olmasına raÄŸmen, söyler misiniz; Okan Bayülgen’in yapımcılığa soyunup, Ata Demirer gibi ikinci sınıf bir komedyene ve Gülben Ergen gibi her yanı yapmacık olan birine show program’ı yapmasına ne gereÄŸi vardı? (Efendim? Yine ‘para’ mı dediniz? Yapmayın Allah aÅŸkına. Tarihi DoÄŸan Apartmanı’ndan üç daire satın alıp, içini baÅŸtan sona yenileyen birinin paraya mı ihtiyacı olur?)
Bu iki örnekten hareketle ÅŸu sonuç çıkar: geçici popülizm… Saydığımız tüm iÅŸler kısa vadede iyi iÅŸ yapar ama uzun vadede her isme, kuruma zarar verir.
Tarih her zaman doÄŸru iÅŸleri yazar, iyi iÅŸleri deÄŸil.
İşte az evvel söylediÄŸimiz markalaÅŸmaya giden yolda Marka DuruÅŸu’nu saÄŸlayamayanlar zaman içersinde erimeye, samimiyetlerini yitirmeye ve markalarını yok etmeye mahkûm kalıyorlar. Turkcell, Okan Bayülgen, Yılmaz ErdoÄŸan belki yok olmayacaklar ama emin olun samimiyetlerinde ve baÅŸarılarında çok önemli yara alacakları bir gerçek (Bayülgen’in, Ata Demirer fiyaskosunda olduÄŸu gibi)
Ne yani, Yılmaz ErdoÄŸan BKM Mutfağı’nı yapmamış olsaydı ne olurdu? Unutulur muydu? TV’de yayınlanan program sırasında, sanki o anda ilk kez izliyormuÅŸ gibi takındığı ‘sahte gülüÅŸleri’, ÅŸimdilerdeyse ayağı sakat olmasına raÄŸmen ÇeÅŸme yollarında, Ömür Gedik yazıları zorlamalarıyla, sergilediÄŸi oyunlar olmasaydı Yılmaz ErdoÄŸan yok mu olurdu?
Yok mu olurdun Yılmaz Erdoğan?
SORU
Hürriyet gazetesinin yazarlarının hepsinin mail adresi varken bir tek gazetenin genel yayın yönetmeni olan ErtuÄŸrul Özkök’ün mail adresi yok. DiÄŸer büyük gazetelerin, Zaman, Sabah, AkÅŸam, Vatan hepsinin genel yayın yönetmenlerin mail adresi varken sadece Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeninin mail adresinin olmayışı soru iÅŸareti bıraktı kafamda.
ODATV.com
Bir haber kanalının en zor anlarıdır kuÅŸkusuz haberinin doÄŸru çıkmaması.
AKP’nin kapatma davası kararından yaklaşık yarım saat öncesinden ‘AKP kapatılacak’ spotuyla haber yaptı odatv.com. Oysa açıklanan karar, haberin tam tersiydi. Bu sefer de ‘AKP’liler bile ÅŸaşırdı bu habere’, Son anda bir üye vazgeçti’ gibi haber telafisi yoluna gittiler.
Hadi komik olmalarını anlarım da bu kadar rezil olma gayretleri neden? Bir özür dilemek, yanıldığını itiraf etmek bu kadar zor mu yahu?
Deniz T. Simavi
deniztsimavi@gmail.com
turuncutime.com