Su sızdırıyorum
Su sızdırıyorum bu gün.
Aslında su sızdırdığımı bugün fark ettim.
Belki de uzun zamandan beridir su sızdırıyorumdur?
Bunu sormam gerek.
Öncelikle doğumuma sebep olanların en başında gelen babama...
Anneme soramayacağım ne yazık ki. O artık bir melek.
Sonra kardeşlerime...
Hımmm en yakın olandan başlarsam Mebrure, “Evet” diyecektir kesinlikle... Çocukluğumuzdan beridir benim çatlak olduğumu söyler durur. Söyler durur da ben onun kıskançlık duygusundan hareketle çatlak olduğumu söylediğini savlarım laf aramızda.
Birincisi; O’ndan bir buçuk yaş daha büyüğüm.
İkincisi; O’ndan yedi santim uzunum.
Üçüncüsü; O’ndan hala zayıfım ne yaparsa yapsın, benden zayıf olamadı yıllardır.
Dördüncüsü; O’ndan daha koyu tenliyim güneşin altında saatlerce yansa da, solaryuma gitse de, O ıstakozlar gibi kızarıyor ben çikolata gibi kararıyorum.
Beşincisi; O’nun bir kız çocuğu var, benim üç kızım var. (Yumurtlama yaşı da geçti artık).
Evet evet kesinlikle o benim çatlak olduğumu söyleyecektir. Öğretmen ya, öğretecektir doğruyu...
Çok çocuk yapmaktan konu açıp, onların sorunları ve sorumlulukları hatta büyümekte olmaları, benim su sızdırmam için sadece bir nedendir O’nun için.
Seçtiğim meslek, yaşadığım kent, yaşadığım semt, arkadaşlarım, ayrıldığım eşlerim, hobilerim filan hep benim çatlak olduğumun kanıtlarıymış da, benimse bu durumun farkında bile olmadığımı söyleyecektir. Daha fazlasını saymayacağım bunlar bile yetiyor benim su sızdırdığımı söyleyebilecek yapıda olduğunu anlatmak için.
Diğerlerine de sorsam doğruyu söylemeyeceklerdir.
Büyükleriyim ya... Önce “Abla nereden çıktı şimdi bu soru” sonra ..kem, sonra da ...küm edeceklerdir. “Topla ,böl, çıkar gül ve hatta eğlenmene bak” diyeceklerdir.
Hatta ortanca kardeşim Müberra iktisatçı ya, “Abla bu soruya şu açıdan bakarsak; yanılma paylarını düşüp, doğrulukları ekleyerek, onları da yaşadıklarınla toplayarak, arkadaşlarınla olan ilişkilerinle çarpıp ve hepsini senin yaşına bölerek...” diye bir cevapla dönecek. Uuffff şimdiden sıkıldım onun cevabından.
Sırada küçük kardeşim Mualla var, “Abla yaşamın sadece olumlu yanlarını görmelisin. Eskileri, birikenleri, kendini kötü hissettirenleri unut, anma sakın. Pozitif bakarsan yaşama, sana pozitiflik sunar. Sen bugün, güne doğru yerden başlamamışsın. İstersen yat biraz. Yeniden uyan ve ‘Uyandığım gün sana teşekkür ederim ne güzelsin bana şimdi ne güzellikler getirdin? İyi ki geldin sana çok teşekkür ederim’ diye başlarsan bu sorularla beynini karıştırmazsın. Bak şimdi oldu mu? Sen sorduğun şu anlamsız soruyu sormazsan o söylediklerin başına gelmez. Doğru frekansta olmalısın, bu yanlış bir frekans. Lütfen abla sen bir meleksin ve seni seviyorum. Sen değerlisin...” diye başlayan ve devam eden Yaşam Koç’luğuna soyunacaktır.
Çocuklarıma sorsam mı? En doğruyu onlar söyleyeceklerdir.
Anneleriyim ya... Annelerden hiçbir şey gizlenemez ya.
Annelerle her şey konuşulur ve konuşulmalı ya. Onlara göre de; Anneler her şeyi bilir. Anneler her şeyi görür. Anneler her şeyi sezer. Anneler her şeyi duyar. Anneler her şeyi yapabilir. Anneler isterlerse su sızdırabilir,istemezlerse sızdırmazlar diyeceklerdir.
Ama anneler asla ve asla yorulmaz, üşenmez, hastalanmaz, yalnız bırakmaz, ağlamaz, sızlanmaz, gücenmez, şaşırmaz ve çatlamazlar ama, su sızdırabilirler...
Ben de su sızdırdım bu gün!
Belki de hep sızdırıyordum da bugün fark ettim.
Nasıl sızdırmayayım ki; kriz, kriz dediler işsizlik tavan yaptı.
Kriz kriz dediler yıllık zam yerine, maaşlar yarıya indi.
Kriz kriz dediler daraldık, küçüldük, ufaldık, ufacık kaldık.
Kriz dediler dün aldıklarımızı, bugün alamaz olduk.
Kriz dediler cesaretimizi kırdılar, açlığa ve kendilerine mahkum ettiler.
Mücella Perizad / Turuncutime.com
perizad.mucella@gmail.com
......
Rüknettin Bey’e sorarsam acabalar mı yüklemiş olurum sizce?