Bi Bildiğimiz Var Haberiniz Olsun! Turuncutime Fiyatı 1 Tık...

  Site  
 
 

RÖPORTAJ

 
Nilay Örnek: Çok daha iyi ve ilginç bir hayat yaşıyorum ama yansıtmıyorum!Nilay Örnek: Çok daha iyi ve ilginç bir hayat yaşıyorum ama yansıtmıyorum!

Gazeteci Nilay Örnek, Habertürk'teki yoğun çalışmalarını, Medyaya bakış açısını, Galatasaray'ı, acıkınca neler olduğunu Turuncutime Yazarı Orhan Çelik'e anlattı...




GÜNÜN KLİBİ

 


İkiadam Tasarım Hizmetleri
casinos en ligne



ASTROLOJİ

 
Burçlar Günlük Yorumları 7 Eylül 2010! 07.09.2010 Günlük Burç Yorumları!Burçlar Günlük Yorumları 7 Eylül 2010! 07.09.2010 Günlük Burç Yorumları!

Burçlar Günlük Yorumları 7 Eylül 2010! Koç burcu, Boğa burcu, İkizler burcu, Yengeç burcu, Aslan burcu, Başak burcu, Terazi burcu, Akrep burcu, Yay burcu, Oğlak burcu, Kova burcu, Balık burcu 7 Eylül 2010 yorumları...



Anayasa Referandumunda Oyunuz?
EVET
HAYIR



TURUNCU TV

 


www.hurriyetport.com
 

 

   
• Bunları görmek ister misiniz?

• Haberler
Türkiye 3 Belçika 2! Milli maçın gollerinin videosu ve tüm ayrıntıları! VİDEO
Türkiye 3 Belçika 2! Milli maçın gollerinin videosu ve tüm ayrıntıları! VİDEO

A Milli Futbol Takımımız, Euro 2010 Grup Elemeleri A Grubu'nda ilk maçta deplasmanda Kazakistan'ı rahat geçtikten sonra İstanbul'da ağırladığı Belçika'yı da...

İdil Fırat'ın babası Önder Fırat: "Oh! Kıvanç Tatlıtuğ'dan kurtulduk"
İdil Fırat'ın babası Önder Fırat: "Oh! Kıvanç Tatlıtuğ'dan kurtulduk"

Kıvanç Tatlıtuğ ile 7 aydır aşk yaşadığı idil Fırat'ın ayrılmasının ardındaki sır aralandı. İdil Fırat , "Üzgünüm." dedi. İdil Fırat'ın babası Önder...


Küçük Sırlar dizisi bu haftadan sonra cumartesi günleri yayınlanacak! VİDEO
Küçük Sırlar dizisi bu haftadan sonra cumartesi günleri yayınlanacak! VİDEO

Küçük Sırlar artık cumartesi akşamları yayınlanacak! Kanal D’nin, büyük beğeniyle izlenen gençlik dizisi “Küçük Sırlar” bu haftadan itibaren artık Cumartesi...

Sözcü Gazetesi, 'Evet"çileri manşet yaptı! İşte 'Şakşakçılar' da yazdı!
Sözcü Gazetesi, 'Evet"çileri manşet yaptı! İşte 'Şakşakçılar' da yazdı!

Sözcü Gazetesi'nin manşetinde son derece ilginç puntolar ve fotoğraflar var. Sözcü gazetesi AKP'nin sanatçılara verdiği iftar yemeğine katılan ünlüleri...


Adanalı yeni sezon 72. bölüm fragmanı! Adanalı 11 Eylül'de dönüyor! VİDEO
Adanalı yeni sezon 72. bölüm fragmanı! Adanalı 11 Eylül'de dönüyor! VİDEO

Adanalı dizisi yeni sezon 72. bölüm fragmanı! ATV'nin en çok izlenen dizilerinden olan Adanalı 72. yeni bölümüyle 11 Eylül Cumartesi günü ekranlara gelecek.

Milli Güreşçi Recep Çakır'a tecavüzden 22.5 yıl hapis cezası verildi!
Milli Güreşçi Recep Çakır'a tecavüzden 22.5 yıl hapis cezası verildi!

Recep Çakır'a hapis cezası verildi. Antalya'da 23 yaşındaki G.C.'ye tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklu yargılanan milli güreşçi 24 yaşındaki Recep Çakır'a 22.5...


'Almanya kendini yok' ediyor adlı Türk düşmanı kitap yok satıyor!
'Almanya kendini yok' ediyor adlı Türk düşmanı kitap yok satıyor!

Almanya'da geçtiğimiz hafta piyasaya çıkan ve ülkedeki Türk azınlığı yerden yere vuran "Almanya kendini yok ediyor" adlı kitabı Almanya'da satış...

Esin Sağlam'ı ağlaya ağlaya girdiği burun estetik ameliyatı canından etti!
Esin Sağlam'ı ağlaya ağlaya girdiği burun estetik ameliyatı canından etti!

Gaziantep'te burnundaki kemiğin düzeltilmesi için gittiği hastanede ameliyattan sonra 6 günlük yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybeden Esin Sağlam'ın...


Cemil Çiçek'ten HSYK'da 'torpil' itirafı: Bu tür torpil reçeteleri gelir!
Cemil Çiçek'ten HSYK'da 'torpil' itirafı: Bu tür torpil reçeteleri gelir!

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Yargıtay Başkanı Gerçeker'in eleştirilerini, "Bu konuşma ya yapılmamalıydı, ya da tören 13 Eylül'de olmalıydı"...

Jennifer Thompson Lisede nasıl eskort oldu? Wayne Rooney skandalı büyüyor!
Jennifer Thompson Lisede nasıl eskort oldu? Wayne Rooney skandalı büyüyor!

Eşi hamile olan ünlü İngiliz oyuncu Wayne Rooney'le son 4 ayda 7 defa para karşılığında birlikte olduğunu açıklayan eskort kız Jennifer Thompson'ın, bir aile...




 
Anasayfa > Yazarlar > Lamia Mavi > Bir Tutkudur Kaçmak!                   

Bir Tutkudur Kaçmak!

Lamia Mavi Yazıyor!

24-03-2009
Gittiğim her şehirde,girdiğim her evde,yaşadığım her anda,tanıdığım her insanda,hiç düşünmeden bırakıp kaçtığım hüzünlerim, acılarım, yasaklarım, mutluluklarım oldu hep.

4.5 / 5 (15 Oy)
• Haber Detay...  BU HABERİ PAYLAŞ...

BİR TUTKUDUR KAÇMAK

            Gittiğim her şehirde,girdiğim her evde,yaşadığım her anda,tanıdığım her insanda,hiç düşünmeden bırakıp kaçtığım hüzünlerim, acılarım, yasaklarım, mutluluklarım oldu hep. Hiçbirini yanıma alamamıştım. Bir tutkuydu kaçmak benim için. Ama asla kabullenemediğim bir gerçek vardı ki, o da, kaçarken arkama bakmaktan asla vazgeçemediğimdi. Kaçmak bir yaşam biçimi olmuştu. İlk kez ne zaman kaçtım ve nereye saklandım bilmiyorum ama uzun süredir hayat önüme ne çıkarırsa çıkarsın, - iyi ya da kötü -, hep elimle ittim Onlar benim olamazdı, ben sadece kaçıyordum ve kaçan birinin hiçbir şeyi olamazdı. Onlar kesinlikle bir başkasına aitti ve bir başkasıyla fena halde karıştırılıyordum. Onun yaşaması gereken her şeyi bana yüklüyorlardı.Ben insanlar için görünmez olmuştum. Bende, benim hiç tanımadığım birini yaşamaya çalışıyorlardı. Onlara anlatmaya çalışıyordum ama beni duymuyorlardı bile. En sonunda hızla oradan uzaklaşıyordum, gözlerimi dehşetle arkaya takılı bırakıp kaçıyordum.

            Çocukken kendime küçük ve masum serüvenler yaratırdım. Kimseye bir şey söylemeden alıp başımı giderdim. Kimsenin beni fark etmediği zamanlarda, parmak uçlarımda yürüyerek kapının önünde alırdım soluğu hemen. (istasyon lojmanlarının kapılarını hiç gördünüz mü bilmiyorum.) Yarıya kadar camdandı, geri kalan kısmı ise çok kalın bir tahtadan yapılmıştı. Camlı bölme de ikiye ayrılıyordu. Kapı mandalının üstündeki cam, kimin geldiğini görebilelim diye saydamdı, diğer kısım ise buzlu camdandı. Dış tarafında kalın, yanlamasına dizilmiş demir parmaklıkları vardı. Kapının tahta olan kısmı ve demir parmaklıklar griye çalan bir maviye boyanmıştı. Bir de tel kapı vardı tabii. İki kapıyı da geçip dışarı çıkınca, kocaman, siyah, delikli taşlardan yapılmış merdivenlerin ilk basamağı karşılardı sizi. Merdivenleri geçince siyah tahtalardan örülmüş bir kapı daha…

            Kapımızın zili yoktu. Bu yüzden her seferinde, bize birinin geldiğini farklı bir sesle haber verebilirdi. Önce en dıştaki tahta kapının menteşeleri, bazen  tarifsiz bir heyecanla, bazen de isteksizce gıcırdar, ayak sesleri merdivenlere ulaşınca da görevini yapmanın huzuru ile tekrar kapanırdı. Sonra merdiven taşları sırayla seslenirlerdi. En çok son basamak bağırmak zorunda kalırdı. İki ayak da bütün ağırlıklarıyla yüklenerek, tel kapıyı aşıp öbür kapıyı çalabilmek için bir süre tepinirlerdi o zavallının üstünde! Finali benim güzel kapım yapardı her seferinde. Konser için son hazırlıklarını yapan, tek kişilik bir orkestra gibi kibirli kibirli şefini beklerdi. Annem veya babam, girişteki tahta kapının ve merdiven taşlarının sesini duydukları zaman hemen gidip kapıyı açarlardı. Böylece konser hiç başlamadan bitmiş olurdu. Kapımın da, benim de içimizi hüzün kaplardı. Bir süre birbirimize bakardık sonra da her şeye karşı ilgisizleşirdik. Oysa şimdi anlıyorum ki, ben aslında bu hazzın eksikliğini tahmin ettiğimden çok daha fazla umursuyordum. Ama bu konserin başlamadan bitirilmesi karşısında hiçbir şey yapmayıp sessiz kaldığım için ben de en az annem ve babam kadar suçluydum. Hatta daha fazla çünkü yıllarca onları bilmedikleri bir şey yüzünden cezalandırmıştım. Belki bunu ne kadar çok sevdiğimi bilmiş olsalardı, o konser bitmeden yerlerinden bile kımıldamazlardı. Bu suçumun ağırlığı altında ezilmemenin en kolay yolu hüznümü yok saymak sanıyordum ama olmuyormuş işte. Sinsi bir yılan gibi hep bir yerlerde uyurmuş meğer hüzün, uygun anı beklermiş, insanı belleğinin orta yerinden sokup acıdan kıvrandırmak için!!!

            Kendimi bundan arındırıp suçu onlara atmıştım, açıkçası kaçmıştım. Ama o yok saydığım hüzünlerden kaçamayacağımı anladığımda onlar iyice çöreklenmişlerdi. Bunu şimdi anlayabiliyorum, belleğimin beynime afyon olduğu üşüten gecelerimde iliklerime kadar hissediyorum.

            O konseri evde tek başımayken dinleyebiliyordum, buna sığınıp kurtulurum sanıyordum ama her şeyden kaçarken kaçmaktan kaçamaz hale gelmiştim.

            Konuyu daha fazla dağıtmadan konserin neden bu kadar güzel olduğunu anlatmak istiyorum size.

            Kapının her parçasında bir tını saklıydı. Camları koruyan demir parmaklıklara elinizdeki herhangi bir demir parçasıyla (anahtar, bozuk para vs) herhangi bir ritimde vurabilirdiniz ya da parmaklıkları aşıp aynı demir parçasıyla camı tıklatabilirdiniz. Cam, çok tiz bir ses çıkarırdı. Biraz hızlı vurduğunuzda, o tiz sesini zangırdayarak yakaladığı başka ezgilerle süslerdi. Parmaklarınız, buzlu camın üzerinde kendilerince bir sırayla gezindiklerinde, orada ses bulabilirlerdi benliklerine!!! Tahta kısmını da sarsabilirdiniz, böylece tahta ve cam çok güzel bir düet sunarlardı size.

            Böyle bir kapıyla dünyaya açılırdım ben. Dışarıya çıktıktan sonra, hiçbir şeyi, hiç kimseyi düşünmeden, gidebildiğim kadar uzağa giderdim. Küçücük adımlarımla yorulmaksızın bütün caddeleri, sokakları, kaldırım taşlarını sevgiyle kucaklardım. Güneş iyice yakmaya başladığında kendime bir gölgelik bulup otururdum. Sokak çocuklarını izlerdim, hani şu kimselerin sevmediği, yaramaz, sümüklü, ağızlarından küfür eksilmeyen, “gökyüzünün yeryüzünde takılı kalmış uçarı martılarını”!!! Bir onların üzerindeki yırtık pırtık, eski giysilerine bir de kendimin temiz ,bir tek söküğü bile olmayan, renkleri capcanlı duran giysilerime bakardım. Yüzüm kızarırdı, niye olduğunu bilmediğim bir utanç kaplardı tüm benliğimi… onlara acıdığımdan değildi ama bu utancım. Kendime acırdım. Bütün bu renklerin arasında yüzümün ne kadar mutsuz, ne kadar zavallı olduğunu bilirdim. O kirli suratlarında tertemiz saklamayı başardıkları gözleri benden ve belki de birçok insandan çok daha fazla hayata ait olduklarının en canlı kanıtıydı. Annemin dediğine göre ben bir canavardım ve asla onlar kadar hayata ait olamazdım. Onların oyunlarına katılamayacak kadar yabancıydım. İzledikçe boğazıma takılan şey gittikçe büyürdü, gözlerim dolardı, sinirlenirdim. Oyarcasına ovuştururdum ama bir türlü kurutamazdım gözyaşlarımı. Kimseye görünmeden oturduğum yerden kalkıp hızlı hızlı kaçardım yine.

            Sokaktaki çocukların gözlerinde bulurum belki hayatı diye, hep mor sabahlarda açtım o kapıyı! Kimbilir belki de bu yüzden mor sabahlara uyanınca kaçmak düşer aklıma ama kaçamam! O kapı artık çok uzakta, göğe mor uçurtmalar uçurup, hayatın görmesini bekliyorum artık sadece…

Lamia Mavi / Turuncutime.com

lamiamavi@gmail.com




                    Haberin Videosu İçin Tıklayınız!

 



Adınız:
Email:
Haber Başlığı:
Yorum:




4.5 / 5 (15 Oy)


• Galeri

Merve Boluğur Türkiye'nin yeni seks ilahesi iççamaşırlı pozlarla olay yarattı!

Tarkan'ın Kalbine Yaz albümü ilk klibi Öp'ten özel fotoğraflar yayınlandı!

Demi Moore Twitter'dan çıplak fotoğraflarını yayınlayınca Amerika karıştı!
 
   

http://www.itemimpex.com/

Powered by: PHPCow.com