Merhaba Dostlar,
Akademideki talebelik yıllarımdan beri yurt içinde gidip görmek istediğim yerler vardı. Bunların başında da anne ve baba memleketim olan Kemaliye (Eğin) ile Doğu Anadolu’da bulunan Ani Harabeleri, İshak Paşa Sarayı ve Akdamar Kilisesi bulunuyordu.
Aslında öyle eski eser meraklısı biri değilimdir. Ortaokul, lise yıllarında okullarımız bizi müzelere götürdüğünde biz birkaç haylaz talebe oradan kaçar langırt salonu tabir edilen yerlere gidip akşama kadar masa maçı oynardık.
Öyle fazla kılıydı tüyüydü ilgimi çekmez ama bu dediğim yerleri dünya gözüyle görmeyi çok istemişimdir. Orada olayım bir resim çekeyim, o kareyi yaşıyım, hepsi bu kadar, gerisi boş. Kral Golyat şurayı bu tarihte almış. Urartular bilmem kaçta gelmiş yerleşmiş. Bunların hiç biri akılda kalmıyor. Akılda kalan tek şey gördüğünüz, fotoğrafını çektiğiniz kareler.
Neyse bu sene kısmetmiş gidip görmek. Ağır bir kalp ameliyatı geçirmeme rağmen doktorumun iznini alarak tabana kuvvet Erzurum, Ağrı, Iğdır, Doğu Beyazıt’tan vurup Van’dan çıktık. Aklınıza hemen güvenlik sorunu gelecek ama çok samimi söyleyeyim bu gezdiğimiz yerlerin çoğunda dikkati çekecek kadar ne polis ne de asker gördük. Sizin de bildiğiniz gibi olaylar hep kırsalda cereyan ediyor. Şehir merkezlerinde, şehirlerarası yollarda hiçbir olay yok. Üstelik bölgede inanılmaz derecede turist var.
Artık hiçbir şey eskisi gibi değil . Şehir merkezlerindeki çoğu otel dört beş yıldızlı. Ve maalesef verdikleri kahvaltı ve yemekler artık enternasyonal olmuş. Yöresel yemekler gitgide azalıp yok olmak üzere. Erzurum’un cağ kebabı, Kars’ın kaşarı, Bitlis’in üryan kebabı ve Van’ın kahvaltısı bozulmamışlar arasında. Otellerin çoğunda yüzme havuzu, fitness center bile var.
Erzurum’da Aziziye ve Mecidiye tabyalarından başlayıp Erzurum Kongresinin yapıldığı bina , Çifte Minare , Hatuniye Medresesi , Taş Han’dan sonra Tortum Meryem ana (Homuli) Kilisesi ve Örşkvan Klisesini gezdikten sonra dünyanın yüksekten dökülen (48mt) üçüncü şelalesi olan Tortum Şelalesine gittik. İnanılmaz bir doğa harikası.
Narman’da peri bacalarını görüp Çoban Dede köprüsünden geçip Kars’a geldik. Şehir içindeki 12 Havariler Kilisesini , Kars Kalesini ve hamamları görüp Ani Harabelerine geldik. Yabancıların iki günde gezdiği bu ören yerini biz iki üç saatte gezip Gürcü Kilisesini ( Haç resmi olmayan tek kilise), Büyük Katedrali , Hamamı ve Fethiye Camisini gördük. Ermenistan’a komşu olan bu yeri pek çok Ermeni ziyaret etmekte olup yasak olmasına rağmen on kişilik bir Ermeni grubu Büyük Kilisede ayin yapıp mum diktiler, tütsü yapıp hep bir ağızdan ilahi okudular. Çok da rahatsız olmadık. Çıkış kapısında da bizim Türk kızlarıyla birlikte oynayıp halay çektiler. Sıfır sorun bu mu diye düşündük gerçekten….!!!
Iğdır’daki tuz mağaralarını (tuz çıkartılıyor) görüp Doğu Beyazıt’a İshak Paşa Sarayına geldik. Bura da sadece adını söyleyip geçmek zorundayım. Çünkü iki satıra sığacak gibi değil, gerçekten bir saray, dağın tepesinde oturtulmuş bir sanat eseri. Restorasyonla eklenen kısımlar da ayrı bir güzellik vermiş. Dağ tepesi diyince Iğdır ve Doğu Beyazıt’ta nereden bakarsanız Ağrı (Ararat) Dağı muhteşem güzelliği ile daima görüş açınızda.
Tendürek dağı ve onun eteklerindeki volkanik araziyi geçince Muradiye Şelalesine geliyorsunuz. Çaldıran’dan sonra, Van Gölünün inci kefali görülecek şeylerden biri. Süphan Dağının eteklerindeki Adilcevaz ve Ahlat’ta görülmesi gerekli pek çok eser ve kalıntı var . En önemlisi de Selçuklu Anıt Mezarları.
Tatvan’dan Nemrut krater gölüne çıkıp Bitlis’de beş minare (fazlası var) ve Şerefhanoğlu Medresesi (Nurettin Sözen’in eşinin sülalesi) ile kale ve camiyi görüp Akdamar’a geldik. Seyahatimiz boyunca tek tatsız olayı burada yaşadık. Adaya geçeceğimiz tekneye binen bizim gruptan birinin iskemlesi çekilip alınınca, masaya koyduğu su şişesi de göle fırlatılınca haliyle tepki gösteren arkadaşımızı lâfzen çirkin bir sataşma olmuş. “Siz çok şımardınız. Yakında göreceksiniz gününüzü…” gibi haddi aşan sözler söylenince bizim grup tekneyi terk edip başka bir tekneye geçip olay büyümeden kapatıldı.
Sadece grupta bulunan bir öğretim üyesi arkadaşım “ Şu Bitlis’te elli metre aralıkla bizim vergilerimizle yapılmış okulları görünce doğrusu çok üzüldüm, karşılığı bu olamamalıydı…” dedi.
Akdamar mı ? Anlatmakla olmaz . Benim önerim romanımda yazdığım gibi biraz daha az yemek yiyin , ama gezin görün buraları . Nerdeyse haftanın bütün günleri uçak var artık. Biz oradayken Ulaştırma Bakanı Sn.Binali Yıldırım Iğdır havaalanını açmak üzere oradaydı zaten….
Sağlıkla kalın, hoşça kalın...
Ömer Suat Menali / Turuncutime.com
suatmenali@yahoo.com
Y. Mimar