Anasayfa | Röportaj | Ümit Alan: Haysiyetli insan heryerde haysiyetlidir! / Orhan Çelik Ropörtajı!

Ümit Alan: Haysiyetli insan heryerde haysiyetlidir! / Orhan Çelik Ropörtajı!

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
Ümit Alan Ümit Alan

BirGün gazetesinde ‘’Köşe Vuruşu’’ adıyla medya yazıları yazan Ümit Alan'dan çarpıcı açıklamalar....

Ümit Alan, 1979 yılında Eskişehir’de doğdu. Asıl mesleği reklam yazarlığı. Ve şu an da BirGün gazetesinde ‘’Köşe Vuruşu’’ adıyla medya yazıları yazıyor. Aynı zamanda TürkMax’te Heberler adlı sitcom programının yazarlığını da yapıyor. Biz de hayatını, medyayı, siyaseti ve sporu konuştuk…

BİRGÜN’DE YAZMAKTAN ONUR DUYUYORUM 

- İki yıldır BirGün'de ''Köşe Vuruşu'' adıyla medya yazıları yazıyorsunuz. Nasıl başladı yazma yolculuğunuz? Ve neden BirGün? 

Bir gece BirGün gazetesinin o zamanki yazı işleri müdürü Selami İnce ve Yayın Kurulu Üyesi İlyas Başsoy ile yemek yiyorduk. İlyas Başsoy beni iyi tanıdığı için Selami İnce’ye  söz etti. Bayağı iyi bahsetmiş olacak ki, Selami Abi de “biz de yazar mısın?” teklifi yaptı. O dönemde BirGün’de medya eleştirisi konusunda bir açık olması ve benim de medya eleştirisi konularıyla yakından ilgili olmam etkili oldu sanırım. Radikal İki ve diğer mecralarda konuyla ilgili yayınlanmış makalelerimin de bir referans olduğunu düşünüyorum.

-Neden BirGün? 

Neden BirGün kısmına gelince, BirGün başlangıcından beri okuru olduğum ve emek, özgürlük, barış ve demokrasi konularındaki tavrını takdir ettiğim bir oluşum. Teklif geldiğinde de onur duymuştum, yazmaktan da onur duyuyorum.

GAZETEDEKİ  İLK YAZIM MEDYATAVA’DA HABER OLUNCA TEPKİLER GELMEYE BAŞLADI

-Köşe vuruşu adı nerden çıktı? 

Benden medya eleştirisi yazmam istendiğinde tam sınırları çizilmemişti. Ben bugüne kadar yapılanlardan farklı bir şey yapmak için alanımı biraz daralttım ve köşe yazarlarıyla sınırladım. Köşe yazarlarının bu kadar ön planda olduğu bir medya, köşe yazarları üzerinden eleştirilmeyi hak ediyor diye düşündüm. Bir de bugüne kadar sektör profesyonelleri olarak hep kendi aramızda yaptığımıız medya eleştirisi işini son okura indirmek gibi bir derdim vardı. Ben istiyordum ki, medya eleştirisi sadece işin profesyonelleri tarafından değil son okur tarafından da okunur olsun. Bu yüzden biraz matrak, ilgi çekici bir isim aradım ve Köşe Vuruşu ismi aklıma geldi. Köşe yazarlarının kalesine bir başka köşeden atılan korner gibi düşünmek gerek. Becerebildiğimiz kadar işte.

-BirGün'de ilk yazınız çıktığı zaman nasıl tepkiler almıştınız? 

BirGün’ün tirajı belli, tam bir kitle gazetesi değil. İlk birkaç hafta herhalde kimse fark etmez diye düşünüyordum. İlk yazı; yapacağım işi tanımlayan, önsöz niteliğinde bir yazı olduğu için sınırlı bir kitlenin ilgisini çekti ama ikinci yazının Medyatava’ya manşet olmasıyla tepkiler yağmaya başladı. O zaman için o kadarını beklemiyordum.  

HAYSİYETLİ  İNSAN HER YERDE HAYSİYETLİDİR!

-Peki, neler öğrendiniz tam olarak Türk medyasından?

Medya dendiğinde ana-akım medya kastedildiği için kendimi hâlâ medyanın içinde tanımlamıyorum. Ama dışarıdan baktığımda öğrendiğim; medyada iki tür insan var; tamamıyla kendilerini düzene teslim edip oyunu kuralına göre oynayanlar ve düzenin içinde kalmakla birlikte düzenin sınırlarını zorlayan Truva atları var. Birinci grup gelgeçtir, her dönem değişir. Ama ikinci grubu önemsiyorum. İnsanları sen de Doğan’ın yazarısın, sen de Ciner’in yazarısın, senin de patronun Karamehmet diye karalamadan önce şu yukarıdaki ayrımın hatırlanması gerek. Hepimiz bir yerlerden maaş alıyoruz sonuçta, ama haysiyetli insan her yerde haysiyetlidir.

2003’TEN BERİ REKLAM YAZARLIĞI YAPIYORUM

-Başka gazetelerden teklif aldınız mı yazarken?  Ya da teklif gelse düşünür müsünüz başka gazetede yazmayı? 

Başka bir gazeteden teklif almadım. İhtimaller üzerine konuşmak istemem. Teklif var, teklif var zira.

ECE TEMELKURAN’LA ORTAK ARKADAŞLARIMIZ VESİLESİYLE TANIŞTIK.

-Yazmanın dışında başka ne işle uğraşıyorsunuz? 

Basın Yayın üzerine yüksek lisans yaptım ben. Aslen akademisyen olmak istemiştim ama işler düşündüğüm gibi gitmeyince İstanbul’a geldim. Çeşitli tesadüfler sonucu kendimi bir reklam ajansında buldum. 2003 yılından beri reklam yazarlığı yapıyorum. Ayrıca başlangıcından beri de Türkmax’taki Heberler programının yazı ekibindeyim. Levent Kazak ile beraber çalışıyoruz.

- Siz aynı zamanda Ece Temelkuran'ın ve Tuna Kiremitçi'nin de arkadaşısınız. Onlar nasıl buluyor yazılarınızı? Yorum yapıyorlar mı? 

Her ikisi de yakın arkadaşım. İyi bir arkadaş, bir diğerine nasıl destek oluyorsa öyle oluyorlar; beğendikleri oluyor, beğenmedikleri oluyor.

- Ece Temelkuran'ın son romanında ve TV programında da adınız geçiyordu. Nasıl tanıştınız Temelkuran'la?  

Ortak arkadaşlarımız vardı, o vesileyle tanıştık. Muz Sesleri ve TV programında adımın geçmesi de asıl mesleğim olan iletişim konularındaki desteğim nedeniyledir.

 ŞU AN HERKES ARAF’TA

-Peki, sizce medyanın en güçlü kalemi kim? 

Gücü nasıl tanımladığınıza bağlı. Gücetapanlar açısından tanımlıyorsanız iktidara yakın medyada, asıl gücün hep doğru bildiğini yazmakla oluştuğunu düşünüyorsanız başka yerde aramak gerek. İsim zikretmek istemem.

BDP, 2011 TÜRKİYE’SİNDE HALA ÇOK TEMEL DEMOKRATİK HAKLAR İÇİN MÜCAADELE EDİYOR.

-Şu an medyanın durumu nasıl? 

Medya şu an bir geçiş döneminde. Herkes seçim sonuçlarına odaklanmış durumda. Doğan Grubu’ndaki iki gazetenin el değiştirmesi vs. Dediğim gibi herkes seçime kilitlendi. Önümüzdeki sonbahara taşlar yerine oturur. Ama şu an herkes Araf’ta.

-Peki,  gazetecilik ve köşe yazarlığı?

Türkiye, demokrasi ve özgürlükler açısından ne durumdaysa gazeteciliği ve köşe yazarlığı da o durumda. Ne bir eksik, ne bir fazla. İyisi var, kötüsü var. İktidar güdümünde olanı var, sermaye güdümünde olanı var, bağımsız olanı var. Elbette bağımsız gazetecilik ve köşe yazarlığı yapmakta inat edenler azınlıkta.

SİYASET, BİR MESLEK DEĞİL!

-BDP'nin gidişatını nasıl buluyorsunuz? 

YSK’nın kendilerini engelleme çabasına karşı gösterdikleri direnişi haklı buldum. Zaten %10 barajı yüzünden bağımsız adaylarla seçime girmek zorunda kalıyorlar, bir yandan da o haksızlığa uğrasalardı demokrasi tarihimizde kara bir sayfa daha açılacaktı. BDP, 2011 Türkiye’sinde hâlâ çok temel demokratik haklar için mücadele ediyor. Gidişatları budur.

-Türkiye'de artık oyuncular, gazeteciler de siyasete girmeye başladı. Bunu nasıl değerlendiyorsunuz? 

Siyaset, bir meslek değil. Her ne kadar meslek olarak yürütenler varsa da temel olarak öyle bir şey olmamalı. O yüzden her meslekten insanın siyaset yapması doğaldır. Ama gazetecilik farklı nitelikte bir meslek olduğu için siyasetle aynı anda yürütülemez diye düşünüyorum. Eğer gazeteci, siyaseti tercih ettiyse, siyaset yaptığı sürece gazetecilik yapmaması gerekir.

FUTBOL ARTIK BİR ENDÜSTRİ

- Ve son olarak şunu sormak istiyorum; Futbolla ilgileniyorsunuz. Futbolcuları  müthiş para alıyorlar. Sizce hak ediyorlar mı? 

Futbol artık bir endüstri. Onlar da o endüstrinin içinde paylarını düşeni talep ediyorlar ve haksız değiller. Bir holding ceo’su aldığını ne kadar hak ediyorsa onlar da o kadar hak ediyorlar. Biz onları konuşmak yerine hak ettiğini alamayan milyonlarca emekçiyi konuşalım.

-Peki, Türkiye'de en kötü futbolcu kim?

 

 İyi olanı söylemeyi tercih ederim. Türkiye’de şu an en iyi futbolcu bence Bursasporlu İvan Ergiç’tir. Her açıdan. Bir Beşiktaşlı olarak bile bunu söylemekten onur duyarım.

 

ROPÖRTAJ ORHAN ÇELİK / Turuncutime.com

 

orhan.cel@hotmail.com

 

http://twitter.com/orhancel

 

Orhan Çelik / Turuncutime.com

 

 

 

 

 

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen):

toplam: | gösteriliyor:

Yorum gönder comment

  • Kalın
  • Italik
  • Altı çizili
  • Alıntı

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
ANKET: EN Seksi Kadın
En Seksi Kadın Hangi Burçtan Çıkar?
Etiket:
Bu yazıyı oyla
5.00
TuruncuTime Bi' Bildiğimiz Var, Haberiniz Olsun!